Diyarbakır’daki hekimler anlatıyor: Aciller savaş filmi sahneleri gibi
Sağlık sisteminde artan sorunların yükünü en çok sağlık emekçileri taşıyor. Özellikle yoğun hasta akışının olduğu kentlerde sağlıkçıların yaşadığı sorunlar her geçen gün daha da artıyor. Sağlıkçılar, yoğun iş yükü ve performansa dayalı sistemde hastaya en iyi hizmeti vermeye çalışıyor. Bu durum birçok kez sağlık emekçilerine şiddet olarak dönüyor.
Çözüm önerileri
Türk Tabipleri Birliği'ne (TTB) göre sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunlar "kamucu-toplumcu bir sağlık sistemi" ile çözülebilir. TTB'nin “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün” başlıklı açıklamasında çözüm önerileri şöyle sıralanıyor:
"* Sağlıkta özelleştirmeye derhal son verilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu özelden hizmet almayı durdurmalıdır. Sağlık için oluşturulan bütün kamusal kaynaklar kamu sağlık örgütlenmesi için kullanılmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmetlerindeki ikili yapıya son verilmeli, topluma ve kişiye yönelik koruyucu ve tedavi edici hizmetler nüfus ve bölge tabanlı ve bütüncül olarak yeniden organize edilmelidir. Bütün hizmet basamakları sevk zinciri ile birbirine bağlanmalıdır. Hekim ücretleri performansa göre değil, emekliliğe yansıyacak tek maaş olarak düzenlenmelidir. Sağlıkta kışkırtılmış talebe engel olunmalı, hekimlerin hastalarına yeterli süre ayırabilmesi sağlanmalıdır. Sağlık hizmetlerinin bütün aşamalarında çalışan ve toplum katılımı için uygun mekanizmalar kurulmalıdır."
'Paran varsa raporun erken okunuyor'
Çevre kentlerden her gün binlerce hastanın geldiği Diyarbakır’daki hastanelerde görev yapan hekimler, yaşanan sorunlarını Mezopotamya Ajans’a anlattı. Dicle Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil'inde çalışan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Mehmet Nur Ulus, çalıştığı hastanenin devlet hastanesi statüsünde olduğunu ancak özel bir hastane gibi çalıştığını söyledi. Ulus, "Hastaneye para yatırıyorsun, muayene oluyorsun. Para yatırıyorsun, ameliyat oluyorsun. Para yatırıyorsun tetkikin yapılıyor ve raporun erken okunuyor. Döngü böyle şekillenen bir durumda" dedi. Bu durumdan herkesin haberdar olduğunu ancak şikayet ve tutanaklara rağmen bir çözüm bulunamadığını kaydeden Ulus, "Söylediğimizde ‘Biz hekimi burada durduramıyoruz, ücretini ödemiyoruz. Hekim arkadaşımız da bu ancak böyle geçinebiliyor, yoksa özel hastanelere gidecek’ deniliyor. Özünde de bu döngüde herkese pay veriyorum. Kendini kamufle etme ya da temize çıkartma üzerinden durumları var” dedi.
502 hastaya tek hekim!
Çalıştığı hastanenin acilinde 22 asistanın olduğunu aktaran Ulus, “Bu asistanlar hem poliklinik hem yatan hastalara hem de acil de çalışıyorlar. Acil’de 24 saat nöbet tutuluyor. Aralık 2025’te 24 saatte tek hekim arkadaşımız 502 hastaya baktı. En büyük problemlerden bir tanesi fiziki koşullar ve hiçbir şekilde acile uygun değil. Transit ve taşıma üzerine şekillenen bir durum var. Kanları elden ele kalp hastasına götürüyoruz. Film için yukarı hastaneye gidiliyor. Hasta doktor için ana binaya gidiyor. Taşımalı bir sağlık hizmeti durumu var” diye belirtti.
‘Aciller savaş filmleri sahneleri gibi’
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, "Geçenlerde bize bir müracaat oldu. Bir hastaya platin takılmış. Hasta yatağında yaylar kırık. Platin takılan hastanın yatağının sabit olması lazım. Yine Selahattin Eyyubi Hastanesi çok eski bir hastane, bu hastanede depremdeki karot raporu açıklanmadı. Depreme dayanıklı mı değil mi... yanıt verilmiyor. SSK çocuk hastanesi var. Onun da karot raporu açıklanmıyor. Şehir hastanesini bekliyorlar. Deprem ‘Şehir hastanesini yapılsın öyle geleyim’ demez. Sonuçta bu iki hastanenin de yatak sorunu var. Acil poliklinikler çok yoğun, bazen savaş filmlerindeki sahneleri görüyorsun” ifadelerini kullandı. Kentte dahiliye, kulak-burun-boğaz gibi branşlarda yığılma olduğunu belirten Ülgen, nöroloji, plastik cerrahi ve beyin cerrahi gibi branşlarda da yetersizlik olduğunu dile getirdi. Ülgen, bu durumun kendisinin de geçici görevlendirmeyle çözülmeye çalışıldığını ancak yetmediğini kaydetti.
Sık sık asansörler bozuluyor
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan SES Diyarbakır Şube Örgütleri Eğitim Sekreteri Ahmet Konak, hastanede yaşanan en önemli sorunlardan birisinin asansörlerin durumu olduğunu aktardı. Konak, "Asansörün sık sık servis dışı kalması, hizmet sunumunu ciddi şekilde aksatmaktadır. Acil servisteki asansörlerin devre dışı olması, hastaların yoğun bakıma ulaştırılmasında büyük gecikmelere ve risklere yol açıyor. Diğer servislerde ise asansörlerin durumu da hasta yakınlarında ciddi korku ve güvensizlik oluşturuyor" dedi.
Hijyen ve otopark sorunu
Otopark yetersizliğinin de başka bir sorun olduğuna dikkati çeken Konak, "Avrupa Birliği destekli projeler kapsamında yapılan otoparkların plansız ve ihtiyaca cevap vermeyecek şekilde inşa edilmesi bugün ciddi bir krize dönüşmüştür. Hasta yakınları, hekimler ve sağlık emekçileri, park yeri bulmak için 15-30 dakika hastane çevresinde dolaşmak zorunda kalmakta. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde poliklinik açılacak fiziksel alan dahi bulunmuyor. Hastanedeki önemli sorunlardan biri de yemek meselesidir. Hastanelerde sunulan yemekler kalite, protein değeri ve hijyen açısından ciddi sorunlar barındırıyor” ifadelerini kullandı.
'MR ve ultrason için aylarca sıra bekleniyor'
Acil hastaların MR ve ultrason için aylarca sıra beklediğini dile getiren Konak, diğer sorunları şöyle sıraladı: "3-4 kişinin işini tek sağlık emekçisi yürütmek zorunda kalıyor. Burası 500 tane yatak kapasitesi ile açıldı. Her boşluğa oda yapıldığı için bu sayı 700'ün üzerine çıktı. Bu da yetmiyor. Ben ortopedide çalışıyorum, 8 poliklinik olmasına rağmen yük kaldırılamıyor. Çok aşırı bir yük var. MR hastanemiz de yarı özel yarı kamusal. İki tane özel şirket eliyle yapılan çekimler var. Aynı şekilde tomografi de bu tarzda işleniyor. Bu durum raporlandırma konusunda büyük sıkıntılar yaratıyor. Raporlar bazen 15 gün bazen 20 gün süreçte sonuçlanıyor."
‘16 saatte 386 hasta tedavi etti’
Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde çalışan pratisyen hekim Zekiye Zilan Çeliker ise, acil servislerde yığılma olduğunu söyledi. Poliklinik randevusu bulamayan birçok kişinin acil servisleri tercih ettiğini söyleyen Zekiye Zilan Çeliker, "Acil Servis'e en çok başvuran hastalar genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları, grip, nezle dediğimiz hastalar oluyor. Sabah 08.00’den gece 24.00’a kadar 386 hasta baktığım oldu. Hekim sayısının yetersiz olması hastaya ayırdığım süreyi de kısıyor. 200-300 hasta baktıktan sonra tekrardan hasta bakmak yorucu olabiliyor. Tedavi doğru ilerlemiyor” şeklinde konuştu. Zekiye Zilan Çeliker, binanın yapısının kötü olduğunu, sedye ve sandalyelerin yetersiz olduğunu, elektrik kesintilerinin yaşandığını ifade etti. Sağlık çalışanlarına dayatılan performans sisteminin de kendilerini zorladığını aktaran Zekiye Zilan Çeliker, "Baktığın hasta sayısı kadar ya da uyguladığın işlemler kadar hekim belli bir puan kazanıyor. Bundan dolayı bazen endikasyon dışı, yapılmasına gerek olmadığı halde yapılan işlemleri de görebiliyoruz" dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.