Yaşar Kemal ve Kürtler

Suya atılan mektup misali Kürt yazgısını aradım.

Torosların kuş uçmaz kervan geçmez diyarlarına gittim. Çukurova’yı baştanbaşa dolaştım, verimli toprakları ve susuzluktan çatlamış topraklardan geçtim, yaylaları gezdim, buz gibi kaynak sularından içtim.

Sonra sonra Karınca Adasını öğrendim, orada Rum halkının bolluğunu, bereketini ve üretkenliğine tanık oldum, dünya harplerinde üst üste yığılan ölüleri, altın gerdanlıkları için kesilen memeleri gördüm, aç gözlülüğü, hırs, bencilliği ve yakılan yıkılan yerleri yurtları bildim ve Fırat Kan Ağlıyordu.

Sonra Körünoğlu’nu tanıdım, bin bir gece masal tadında. Cesaretin aslında ayyuka çıkmış korkuların aşılması olduğunu bir kez daha öğrendim. Envayi çeşit kır çiçeği, kuş türü ve türlü türlü hayatlar gördüm.

Yörük kadınlarının ser veren sır vermeyen hallerine, el emeği göz nuru heybelerine gıptayla baktım.

Ve Kürtlerin dile gelmeyen yazgısını aradım.

Halk kahramanı olarak kabul gören, ince cılız ve çocuk yüzlü bir eşkıyanın birkaç yıllık yaşamı için otuz beş yıl boyunca yazan, Çerkezi, Rumu, Arap ve Acemi ve de Bedevileri anlatırken destanlarını ulusal karakterlerinin yansıra dillerini, dinlerini, kabul ve retlerini okuduğumda kıskandım, hırslandım.

Deve inadını kıran aşıklar tanıdım, Mem ile Zin’i andım.

Firdevsi’nin Şehnamesi için derler ki “İlmin altın anahtarı”

Firdevsi tam otuz beş yıl bir atın sırtında köy köy, kasaba kasaba dolaşmış, ulusunu anlatan ne var, ne yok hepsini derleyip toplamış ve sadece ulusunun değil insanlığın belleğine Şehname gibi büyük bir miras bıraktı.

Ve ben Kürd’ün henüz tam dile gelmeyen yazgısını, geçmişini ve geleceğini de Yaşar Kemal’de okumak isterdim. Dersimi, Zilanı, Piran’ı ve süngü uçlarında sallanan bebeleri, uçurumlardan atlayan Kürt kadınlarını ve Mahabadı, Halepçeyi de okumak isterdim.

Kürt yiğitlerini, güneş kadar aydınlık toprak kadar bereketli ve mübarek olan Medya’nın kadınlarını da okumak, ve bağrında insanlığı doğuran Zagrosları, Ararat ve Cudi’yi okumak isterdim.

Yaşar Kemal, öyle yetenekle, öyle bilgiyle ve öyle sabırla yazmış ki yazacaklarını hayran kalmamak mümkün değil; ama gönül isterdi ki kendi öz topraklarından beslenen Firdevsiden de öte bir ustalıkla Kürdün de yazgısına sahiplenseydi.

Yazaydı ve tarihteki yaldızlı yerini alaydı.

Ben büyük yazın ustası Yaşar Kemal’in bilgisi, yeteneği ve sabrı karşısında saygıyla eğiliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vera Koyi Arşivi